Fotoğraf galerisi
Graffitis
Kutlamaların yankısı yerini suskunluğun enginliğine bıraktı
Trace, Bulgaristan’da sosyalist dönemden (1944-1989) kalan anıtların bir miras olarak değerini inceleyen ve günümüzün çağdaş şehrine nasıl kazandırılabileceklerini sorgulayan bir kültür ptojesi. Bu anıtların bugün ne ifade ettiği ve gerek mimari ve şehirsel olarak gerekse de birer kültür anıtı ve şehrin genel görünümünün bir parçası olarak nasıl bir anlam taşıdıkları sorularını yanıtlamaya çalışıyor.
Kamusal alanların bir çoğunda unutulmuş birer hayalet gibi karşınıza çıkıveren bu anıtlar, karanlıkta el yordamıyla kimliğini arayan bir toplumun işareti. Gelecekteki akıbetlerine (yıkım veya yeniden bakım) dair kimsenin en ufak bir fikre sahip olmaması da bu durumun bir göstergesi.
Galerideki sıraya göre:
Bulgar Komünist Partisi Evi, Buzluca Tepesi, 1977 (Mimar: Georgi Stoilov – Yüksekliği : 107m.) Balkan dağlarında bulunan bu yapı Bulgaristan’ın en önemli ideolojik anıtı. Daha sonra Bulgar Komünist Partisi’ne dönüşecek olan Bulgaristan Sosyal Demokrat İşçi Partisi’nin kurulduğu Buzluca Kongresi’nin doksanıncı yıldönümü vesilesiyle inşa edildi. İnşasına askerlerle beraber binlerce gönüllü katıldı. Dekorasyonu içinse içlerinde onlarca ünlü ressam ve heykeltraş bulunan yaklaşık altmış kişilik bir sanatçı grubu çalıştı. 1989’da terkedilen bu anıt şu an harabe halinde. Tepesinde Kremlin’inkinden üç kat daha büyük bir kızıl yıldız bulunmaktaydı. 1991 yılında eski Komünist Partisi anıtı devlete bağışladı. O zamandan beri terkedilmiş durumda.
Özgürlük Kemeri, Beklemeto, 1978 (Mimar: Georgi Stoilov – Heykeltraş: VelichkoMinekov – Yüksekliği: 35m.) Kurtarıcı Rus ordusu anısına inşa edilen bu anıt Balkan Dağları’ndaki Troyan Boğazı’nın en yüksek noktasında bulunuyor.
“1300 Yıl Bulgaristan Devleti” Anıtı, Sofya, 1981 (Mimar: Atanasse Agoura – Heykeltraş: Valentin Starchev – Yüksekliği: 35m.) 1981 yılında Bulgaristan Devleti’nin 1300. yılı şerefine inşa edildi. 1989 yılındaki rejim değişikliğinin ardından bu anıt otoriteler tarafından tamamen kaderine terkedildi. 2002 yılında Papa İkinci Jean-Paul’ün Bulgaristan’a yaptığı ziyaret sırasında gleceğine dair büyük bir tartışma başladı: yıkılmalı mı yoksa restore mi edilmeli? Bugün anıt restore edilmeyi bekliyor ve kabul edilen son proje turuncuya boyanmasını öngörüyor.
“Stara Zagora Savunucuları” Anıt Kompleksi, Stara Zagora, 1977 (Mimarlar: Boris Davidkov, Blagoi Valkov – Heykeltraş: Krum Damianov – Yüksekliği: 45m.) Bu anıt kompleksi, Bulgaristan’ın Osmanlı İmparatorluğu’ndan kurtuluşu için yürütülen 1877-1878 Osmanlı – Rus Savaşının en önemli muharebelerinden biri olan Stara Zagora çarpışmasının 100. yılı şerefine inşa edildi.
Bulgar-Sovyet Dostluk Anıtı, Varna, 1978 (Mimar: Kamen Goranov – Heykeltraşlar: Alyocha Kafedjiiski, Evgeni Baramov – Yüksekliği: 23m.) Rus ordusunun Osmanlı güçlerine karşı gerçekleştirdikleri başarılı Varna saldırısı (1828-1829 savaşı) öncesinde kamplarını kurmuş olduğu Turna Tepe’de bulunan bu anıt, Varna şehrine tepeden bakıyor. Yedi aylık bir süre içerisinde 27 000 gönüllü işçi tarafından inşa edildi. İnşası için 10 000 ton beton ve 1000 ton çelik kullanıldı. Etrafında yerleştirilmiş spot ışıklar sayesinde çok uzaktan, deniz üzerinden de görülebilen anıtın çevresine 20 000’in üzerinde ağaç dikildi. Komünist rejimin düşüşünden kısa süre sonra terkedildi. Alevi artık yanmıyor ve üzerindeki bronz tabelaya kazınmış olan deyiş zor seçiliyor: “Yüzyıllar boyu ve yüzyılları aşan dostluk”. Vaktiyle partinin toplantılarının düzenlendiği iç mekanları bugün çöplük olarak kullanılıyor.
Bekleme odaları
Philippe Bazin’in şu an sitede bulunan fotoğrafları 2008 yazında Polonya’daki konuk evleri ve tutuk evlerinde çekildi. Christian Vollaire’in, “Hiçliğin Ortasında” isimli metninde anlattığı, çoğunluğu Polonya’daki Çeçen sığınmacılara yönelik yürüttüğü felsefî saha çalışmasıyla bağlantılı olarak gerçekleştirildi. Fotoğraflar kişileri göstermiyor, metin de mekânları anlatmıyor.











































